Kedi Gibi Şarkı Söyleyen Kadın Eartha Kitt
Bir seneyi geçmişti bu bloga yeni bir şeyler yazmayalı. Oysa çok isteyerek çok hevesle açmıştım bu blogu. Özel hayatta yaşanan sıkıntılar, inişler çıkışlar, olaylar olaylar alıkoydu beni dinlemekten de yazmaktan da. Bugün fark ettim ki, önceki 1-2 postumu beğenen ve blogumu izleyen 110 kişi varmış. Birden kendimi çok mutlu hissettim. Ve başlamak istedim yeniden.
Bugün size Eartha Kitt’i tanıtmak istiyorum. Bu isim size yabancı gelmeyebilir. Eğer siz de benim gibi bilimkurgu ve fantazi hayranıysanız, eski kedi kadınlardan birinin Eartha Kitt olduğunu hatırlayacaksınız. Hatta ve hatta hemen bir fotoğrafınız da görelim hafızalarımızı tazelemek adına. 
Eartha Kitt’in caz dünyasında tamamen kendine özgüdür diyebileceğimiz bir vokal tarzı vardır. Yazının başlığını “kedi gibi şarkı söyleyen kadın” koydum. Beraber bir kaç şarkı dinlemeye başladığımızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ancak bu tarzı daha iyi anlatmak ve dinlerken dikkatinizi çekmek adına biraz kedilerden bahsetmek istiyorum. (hıh?)
Yaşamının belli bir kısmında kedi beslemiş olanlar bilirler. Kediler anlaşılmaz varlıklardır, sahibini ne kadar severse sevsin aranızda komplike bir ilişki vardır. Onu sevmek istediğiniz zaman, eğer o anda, o bunu istemiyorsa sevemezsiniz pati yersiniz suratınıza bir de. Bir kedi kendini sevdirmek istemiyorsa ve ona dokunuyorsanız vücudu kaskatı kesilir ve sıvışabildiği yerde sıvışır zibidiler. Ama eğer o kendini sevdirmek istiyorsa hiç şansınız yok, o an ne yaptığınız hiç önemli değil onu kucağınıza alıp sevmek zorundasınızdır. Hiçbir şey yapamazsa gelip klavyenin üzerine yatar. Kucağınızda kendini sevdirirken bir anda bir tüy yumağına dönüşür ve pur pur diye mırıldanmaya başlar. Ama yavru kediler öyle değildir. Gözleri yeni açılmış ve kendini evin içindeki her şeyi keşfetmeye adamış bir yavru kedinin şirinliğiyle hiçbir şey yarışamaz. Onlar için içine girdikleri poşetin hışırdaması en ilginç şeydir ve bir kablonun o pati atınca sağa sola kayması günününün büyük çoğunluğunu işgal eder (: Aşağıda genç Eartha Kitt yavru kedilerle, ve yaşını almış Eartha Kitt başka bir kediyle. 

İşte Eartha Kitt’in vokal tarzı da aynen böyledir. Ne zaman bir Eartha Kitt şarkısı dinlesem sanki bir kedi kucağıma zıplamış kendini 3-4 dakika sevdirmiş ve gitmiş gibi hissederim.
Şimdi ilk fotoğraftaki tarihe gidelim. Bu fotoğraf Eartha Kitt’in 1962 yılında Kaskad’da sergilediği bir performanstan. Bu performansta, binlerce diğer insanla birlikte benim de çok sevdiğim performans, Eartha Kitt’in belki de en ünlü şarkısı “I want to be Evil” şarkısıdır. Bu şarkı “iyi aile kızı” olarak tanımlayabileceğimiz bir kızın aslında içinde neler yapmak istediğini anlatan çok keyifli ve komik bir şarkıdır ve şüphesiz, 60’ların beyaz Amerika’sında hafiften dalga geçilmeye başlanmış kusursuz ve ahlaklı kadınlara atılan bir taştır.
http://www.youtube.com/watch?v=tQ5VaBgXzuM Bu linkten performansı 1962 performansını seyredebilirsiniz. Eartha Kitt, bu şarkısını hemen her konserinde söylemiştir. Ve yıllar geçtikte şarkının başında yer alan şiirvari kısıma yeni şeyler ekleyerek daha komik hale getirmiştir. Şimdi daha sonraki yıllardan bir kayıt izleyelim, ve göreceğiniz üzere Eartha Kitt burda artık “kedi gibi şarkı söyleme” durumunu tam olarak oturtmuştur.
http://www.youtube.com/watch?v=0uvyB_9bE2Y&feature=related 
Değinmek istediğim başka bir nokta hemen herkesin modern yorumculardan bildiği “Santa Baby”dir. Eartha Kitt bu şarkının ilk yorumcusudur. Bu şarkı daha sonra Marilyn Monroe, Kylie Minogue gibi efsanelerin yanı sıra Taylor Swift hanım kızımız gibi son moda Disney ışıltıları tarafından bile yorumlanmıştır. Ancak Eartha Kitt’in bu ilk yorumu gerçekten bilinmeye ve dinlenmeye değerdir.
Sizlerle paylaştığım video yalnızca şarkı değil aynı zamanda Eartha Kitt with Friends grubunun çok sevimli ve özel bir videosudur. Keyifle izleyin.
http://www.youtube.com/watch?v=xOMmSbxB_Sg
Eartha Kitt’in çok bilinen ve sevilen başka bir yorumu da C’est si Bon’dur.
Bu şarkıya başka bir çok yerden aşina olabilirsiniz. Ancak Eartha Kitt bu şarkının çok bilinen yorumcularından biridir. Bu şarkıda bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim, büyük ihtimalle şarkının sözleri kendi dilinde olmadığı için Eartha Kitt’in bilinen vokal uslubunu bu şarkıda çok fazla görmüyoruz. Bu açıdan da bu şarkı, vokalistin gerçek ses rengini merak edenler için meraklarını giderebilecek yorumlardan biridir. Sizlerle videoyu da paylaşıyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=eQMTDlbIF3Q .jpg)
Şu ana kadar Eartha Kitt’le ilgili belli bir fikrinizin oluşmuş olduğunu düşünüyorum. Şimdi sizlerle çok özel bir yorum paylaşacağım. Eartha Kitt Türkiye’yi bir kaç kere ziyaret etmiştir. Aynı zamanda bir Türkçe şarkı da söylemiştir. Bu şarkı hepimizin bildiği “Üsküdar’a gideriken” diğer adıyla “Katip”tir. Şarkıyı kendine has üslübuyla ve sevimli aksanıyla söylerken aynı zamanda şarkının belli yerlerinde konuşup şarkının neyle ilgili olduğunu anlattığı yerler de ayrı bir güzeldir. Aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=XOMw3oO27kM
Kedi kadının paylaşmak istediğim başka bitr yorumu da “Where is my man”dir. Eartha Kitt’in özel hayatı oldukça çalkantılı ve kötü geçmiştir. Çocuk yaşta tecavüze uğraımş, annesi zannettiği bir kadın tarafından kötü muamele görerek büyütülmüş ve gerçek babasına dair bildiği tek şey onun beyaz tenli ve soyadının Kitt olduğudur. Ünlü olduktan sonra dahi evlenip boşanmış ve bir çok kötü olayla başetmek zorunda kalmıştır. Kimbilir belki de bu şarkıyı, şarkının temposu oldukça canlı olduğu halde hafif hüzünlü, buruk ancak agresif söylemektedir.
Bu şarkıyı paylaşmamın bir başka sebebi de Eartha Kitt’in geçirdiği ufak bir dönemdir. Klip’ten ve müzikten anlayabileceğiniz gibi Eartha Kitt de 80’lerden nasibini alan sanatçılardan biridir. Siyah elbisesinin vatkaları, başındaki abartılı mücevher ve arka plandaki dumtısların pek de cazla alakası olmasa da oldukça keyifli bir güzel şarkıdır bu şarkı. Aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=atZS2PNi0pU&ob=av2e
Eartha Kitt’in genel olarak sizinle paylaşmak istediğim ve kendimce sevdiğim bir kaç yorumu daha var. Bunlardan ilki “This is my life”. Bu şarkının youtube’daki videosunu çok seviyorum. Eartha Kitt’in gerçek kamera görüntüleriyle dolu ve çok çok tatlı bir video. (Pek tabi şarkı da öyle)
http://www.youtube.com/watch?v=4JDPaOxGSJo&feature=relmfu
Bir diğeri yakın zamanda Gotan’s Project tarafından çok güzel coverlanmış ancak benim eski sanatçılardan sevdiğim “Whatever Lola Wants”. Bu şarkıyı Eartha Kitt’den daha iyi yorumlayan biri bence yoktur. Nedeni de bariz değil mi? Çocuk yaşından itibaren hem seksüel hem realite anlamında erken olgunlaşmış ve hayatının devam eden yıllarında diva olmuş her istediğini elde etmiş, elde etmekten zevk almış ancak mutlu da olamamış Eartha Kitt, elbette bu şarkıyı en duygulu ve zarif şekilde söylüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=X8kgfFHrYnI
Ben en çok Marilyn Monroe’dan ya da Julie London’dan sevsem de Eartha Kitt “My heart belongs to Daddy’yi hoş bir şekilde ve kendince yorumlamıştır.
http://www.youtube.com/watch?v=H4-9Ufopg6k&feature=related
Yine Marilyn Monroe diyince, “Diamonds are a Girl’s Best Friend” demeden olmaz ki Eartha Kitt’in yine bu şarkıyı da çok zarif, güzel ve hatta muzipçe yorumladığını düşünüyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=ssg7rw1phEY&feature=related
Şimdi Earha Kitt’i hem müziğiyle hem hayatıyla biraz tanımış oldunuz. Umarım sizin için güzel ve hoş bir yazı olmuştur bir pazar günü pazar kahvesiyle okunup dinlenecek cinsten. Eartha Kitt’in keşfedilecek ve sevilecek başka bir çok hit’i kenarda köşede kalmış kayıtları ve filmleri var. Ancak onları keşfetmeyi de size bırakıyorum ve benim kendimce en güzel bulduğum Eartha Kitt yorumalrından biriyle uğurluyorum sizi. I will Survive!!!
http://www.youtube.com/watch?v=Y0VHCJu-bKM&feature=related
Purr Purr
İçtenlikle
Ezgi




1

Listeye benim Frank Sinatra’yla tanışmamı ve ona olan sonsuz hayranlığımı başlatan ve aynı zamanda “In Other Words” diye bilinen (şarkının orijinal ismi de budur)
Frank Sinatra aynı zamanda iki önemli düetiyle bilinir. Bunlardan biri rock’n roll’un en büyük ismi ve The King olarak hitap edilen
Sinatra’yla anılan bir diğer şarkı ise şüphesiz 


90’lardan 2000’e yol aldığımız yıllarda cazsever kitle artık yeni kuşak müzisyenlerin sürekli cover yapmasından sıkılmış durumdaydı. Yarattıkları yeni şeyler de devrimsel olmaktan ya da bir tarz tutturmaktan çok uzaktı. Hali hazırda belirli bir dinleyeci kitlesine sahip caz müzik giderek kan kaybediyordu.
2004’te bendeniz piyano eğitimini yeni tamamlamış bir caz çaylağı iken Diana Krall 
Albüme dair söylenebilecek son not ise yeni nesil caz albümlerindeki patalojik cover sorunu. Albüm yarı yarıya coverlardan oluşuyor ancak bu şarkıların albümün satması için özellikle konulan herkesin bildiği, sevdiği şarkılar olmayışı içimize bir nebze su serpiyor. Ayrıca Krall’ın daha önce 

